lıkelhood17 NBA Yöneticisi

Mesaj Sayısı: 21 Yaş: 13 Location: İstanbul Kayıt tarihi: 03/01/09
 | Konu: Mike Bibby Çarş. Ocak 07, 2009 6:36 pm | |
| Full Name: Michael Bibby
Height: 6' 1"
Weight: 190 lbs.
Position: Guard
Birth Place: Cherry Hill, New Jersey
Birthday:May 13, 1978
College: Arizona '00
NBA Team: Sacramento Kings
“ONLY GOD CAN JUDGE ME”
(BENİ SADECE TANRI YARGILAYABİLİR)
KRALLARIN BEYNİ; MIKE BIBBY “DIME” # 10
Yıl 1997, 14-15 yaşlarındayım. Odamın duvarlarının boydan boya NBA yıldızlarının posterleri ile kaplayarak annemi çıldırttığım, her yerde Fleer koleksiyon kartlarını fellik fellik aradığım yıllar. O sıralarda da Harun, Orhun ve Naumoski’yle yeşermiş basketbol sevgim giderek NBA’e kanalize olmakta. Ama bir gün evde televizyon seyrederken tuhaf bir basketbol maçına şahit oluyorum. Takımlardan biri sürekli koşuyor, pres yapıyor, fast break atıyor, üst üste gelen smaçlar ardından üçlük bombardımanları. NBA’de bile bu hızda basketbol görmediğim için duraklıyorum ve takımın point guardına içimden helal olsun buna can dayanmaz diye geçiriyorum ve takımın ismini merak ediyorum. Allah’tan spiker bir süre sonra isteğimi kırmayıp: “Arizona farkı 20 sayıya çıkarttı” diyerek beni rahatlatıyor. Ama bu sefer de aklıma bu mükemmel oyun kurucunun kim olduğu takılıyor işte tam o sırada da yapılan bir faul imdadıma yetişiyor: Mike Bibby...
KRALLARIN BEYNİ, JASON KIDD’İN VARİSİ Mİ?
Basketbolda benim çok beğendiğim bir söz vardır: “Bir takım sahada oyun kurucusu kadar konuşur” Kimi yazarların bu tür sözleri fazlasıyla klişe ve klasik bulmalarına rağmen bence doğruluğu kesinlikle tartışılmayacak bir ifade. Çünkü iyi bir oyun kurucu gerçekten takımının çehresini bir anda değiştirebilir. Jason Kidd ve New Jersey Nets örneğinden yola çıkarsak yıllarca NBA’in vasat takımlarından biri olan Nets, Kidd’in gelişi ile beraber vites atlamak bir yana adeta turbolarını çalıştırarak NBA finaline kadar ulaştı. Triple-double canavarı sayın abimiz, sanırım siz de bana katılacaksınız ki, şu an NBA’in tartışmasız en önemli point guard’ı. Dallas’taki 3 J’li (Jason Kidd, Jim Jackson, Jamaal Mashburn) günlerden beri sürekli kendisini geliştiren Kidd, önce Suns’ta gerçek performansını gösterdi, sonra da New Jersey’de MVP adayı bir oyuncu olduğunu herkese kanıtladı. Maalesef takım arkadaşları onu Kobe&Shaq biraderler karşısında yalnız bırakınca 2002 NBA finallerinde şampiyonluğa ulaşan taraf, 4-0’la başını hiç ağrıtmadan Nets’i süpürüp geçen, Los Angeles Lakers oluyordu. Jason ve arkadaşları bu iş için yeterli olmasa da Kidd’e benzer ekolde basketbol oynayan genç bir oyuncu kurucu ve onun takımı konferans finalinde Lakers’ın canını bayağı sıktı: Mike Bibby ve Sacramento Kings!!
BABA-OĞUL VE KUTSAL OYUN
Evvel zaman içinde Henry Bibby adında bir oyuncu varmış. John Wooden’ın efsane UCLA’inin yıldız guard’ı olan bu çocuk, gün gelmiş NBA’e seçilmiş. 1973 Şampiyonu New York Knicks’le geçirdiği çaylak sezonunda gel zaman git zaman bir maç sonrasında Virginia isimli Trinidad’lı güzel bir bayan görmüş ve görür görmez ona aşık olmuş. Henry ile Virginia çok geçmeden evlenmiş. Çiftin dört çocuğu olmuş. Hep beraber sıcak sevgi dolu evlerinde sonsuza kadar mutlu yaşamışlar. Gökten iki elma ve bir basketbol topu düşmüş. Evin küçük oğlu topu kapmış ve driplinge başlamış. Onu keşfeden scoutlar sayesinde de çocuk kapağı NBA’e atmış. Ne yazık ki bizim gerçek hikayemiz bu kadar pembe değil. Hatta biraz sonra bir baba ile oğlun düşebileceği en üzücü durumlardan birini okuyacaksınız.
“Benim hayatımda bana babalık yapmamış birine yer yok ne kadar ünlü olursa olsun.” M.B
Yoğun maç temposu ve takımların yaptığı takaslar yüzünden Henry Bibby de çoğu oyuncu gibi şehir şehir dolaşmak zorunda kalır. Bibby önce çaylak sezonunda Knicks’te şampiyonluk kazanır. (NBA kariyer ortalamaları 8.6 sayı ve 3. 4 asist) Oradan şu anın Utah’ı bir zamanların ise New Orleans’ı olan Jazz’e gider. Bir sonraki durak ise 2 kez NBA finali oynayacağı Philadelphia 76’ers dır. Ardından NBA, CBA dolaşır durur. Ta ki 1980’de ailesiyle beraber Arizona’ya yerleşene kadar. Bu tercihlerindeki en önemli etken Virginia’nın annesinin sağlık sebepleri dolayısıyla Arizona’da tedavi görmek zorunda olmasıdır. Oyunculuğu döneminde NCAA, NBA ve CBA şampiyonluğu yaşayan yegane isim olan Henry Bibby, Arizona’da öncelikle birkaç minikler ligi takımı çalıştırarak antrenörlüğe adım adar. Daha sonra ise kendisine Arizona State Üniversitesi’nde asistan coach olarak iş bulur. Skandallar eyaleti Arizona’da 1985 yılında meydana gelen ve takımı karıştıran bazı olaylardan sonra Bibby istifasını verir. Hatırlayacaksınız ki Arizona State, 1997 yılında da iki oyuncusunun kendi maçlarının skorları için 250.000 $‘lık bahis oynadıkları yolunda ortaya atılan skandalla sarsılmıştı. Henry Bibby Arizona State’ten ayrıldıktan sonra kendisine genelde CBA takımlarında iş bulur. Sırasıyla Baltimore, Maryland, Savannah, Georgia, Tulsa, Oklohoma’da çalıştıktan sonra Venezuella’ya antrenörlük yapmak üzere gider. Bu sırada sizin de tahmin edebileceğiniz gibi karısı ile ilişkisi iyice bozulmuştur. Çocuklarını görmek için eve yaptığı ziyaretler de gittikçe azalır ve en sonunda yılda sadece ikiye ya da üçe düşer.
“Beni elimden tutup antrenmanlara götüren ya da istemediğim halde ipe tırmanmam için beni zorlayan annemdi bir başkası değil!” M.B
13 Mayıs 1978’de Bibby ailesinin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Michael (Mike), çocukluk ve ergenlik yıllarının büyük bir kısmını babasız geçirir. Doğum günlerinde, yılbaşlarında, şükran günlerinde yani bir çocuğun babasının yanında olmasını bekleyeceği çoğu zamanda Henry, çeşitli bahaneler dolayısıyla ortada yoktur. Dört kardeş de babalarından gelen kartlar, ufak hediyeler ve telefon konuşmaları ile kendilerini avutmak zorunda kalır. Kardeşler içinde belki de babasıyla ilişkisi en kötü olan ise Mike’tır. Kendisini, kardeşlerini ve annesini öylece bırakıp gittiği için babasına neredeyse nefrete dönüşen bir öfke duyar. Mike’ın gelişimi sırasında babasının yapması gereken vazifeleri bir noktaya kadar en büyük kardeşi Dane üstlenir. Zaten Mike oğlunun ismini de bu yüzden Michael Dane koyacaktır. Bu sırada küçük Mike, ağabeyleriyle arka bahçede oynayarak başladığı basketbolda bir anda eyaletin en çok gelecek vadeden yıldız adayı haline dönüşür. Özellikle Shadow Montain Lisesi’nde geçirdiği son sezonunda 34.0 sayı ortalaması tutturup takımını da eyalet şampiyonluğuna ulaştırınca yıldızı iyice parlar. Lisede 3 kez Arizona Eyaleti yılın en iyi oyuncusu seçilmesini bir tarafa bırakırsak Mike, attığı 3002 sayıyla da hala kırılamayan bir rekora sahip bulunmakta. Haliyle böylesine parlak bir performans sayesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve Amerika’nın en iyi lise oyuncularını bir araya getiren Mc Donald’s All American maçına davet edilir. Aslında Mike’ın ailesine baktığımızda basketbolun genlerine işlemiş olduğunu düşünmemek elde değil. Babasının kariyeri ortada, Amcası Jim de lisede başarılı bir oyuncuydu ama onun başarısını sadece genlere bağlamak da biraz yanlış olur. Çünkü annesi Virginia’nın da Mike’a öğrettiği ve onun liderlik yeteneklerinin gelişmesin de çok önemli yer tutan bir sözü vardır: “Her zaman önce zekana güven ve aklını kullan.”
“Bir ara kontrol edemediğim tuhaf bir öfkeye sahiptim. Herkesle ama herkesle dalaşıyordum. Oyuncularla, coach’larla, rakip takımın bench’i ile tribündeki seyircilerle yani salondaki herkes bir şekilde benden nasibini alıyordu.” M.B.
alıntı |
|